Toros, denizcilikte de lider firmalardan biri haline geldi

Toros Tarım bünyesinde denizcilik faaliyetlerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aydın Erdemir, kılavuzluk ve römorkörlük hizmetleriyle ilgili verdikleri hizmetlerle ilgili Vira Haber'e konuştu. Erdemir, Toros'un denizcilikte de lider firmalardan biri haline geldiğini söyledi.

 

Türkiye’nin dökme yük ve genel kargo limanları içinde en    büyük       tesislerinden birisi olan Torosport Ceyhan ve Torosport  Samsun terminallerinin işletmeciliğini yapan Toros Tarım,  Tekfen Holding’in Tarımsal Sanayi Grubu içinde yer alıyor.  Toros Tarım’a baktığımızda İSO’nun her yıl açıkladığı Türkiye’deki en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde her  zaman ilk 60 kuruluş içinde olduğunu görüyoruz. Toros Tarım sadece Türkiye'nin lider bir gübre ve tarımsal sanayi firması  değil, aynı zamanda denizcilik açısından da Türkiye’nin en  önemli firmalarından birisi. Torosport Ceyhan ve Torosport Samsun limanları her türlü dökme katı ve dökme sıvı ürünler  yanında, genel kargo yüklerden çok çeşitli proje yüklerine,  ham petrolden akaryakıt ürünlerine, kimyasallardan bitkisel  yağlara kadar geniş bir yük çeşidine hizmet veriyor. Son 10  yılda yapılan yatırımlarla Toros, denizcilikte de Türkiye’nin      lider firmalarından biri haline geldi.

Toros Tarım; Torosport Ceyhan limanının bulunduğu Botaş (Ceyhan) limanında 20 yıldır, 2005 yılından bu yana işletmeye aldığı Torosport Samsun limanının bulunduğu Samsun limanı sınırları içinde ise 11 yıldır kılavuzluk ve römorkör hizmetleri veriyor.

Grubun limancılık ve denizcilik faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Ağırlığı limancılık olmak üzere denizcilik tarafımız Toros’un toplam iş hacmi içinde yarattığı ekonomik değer itibarıyla çok önemli bir yere sahiptir. Ayrıca limancılık faaliyeti Tekfen grubu tarafından gelecekteki büyüme ve stratejik işbirlikleri açısından da son derece önemsenen bir iş alanı haline gelmiştir. 1981 yılında firmanın ilk gübre fabrikasının hizmete girdiği Adana-Ceyhan’da yer alan gübre üretim tesisinin hammadde ihtiyaçlarının deniz yoluyla tedariki için inşa ettiği iskelesinin uygun coğrafi konumu yanında o dönem İskenderun Körfezi’nde artan limancılık talebiyle birleşince Toros’un üçüncü şahıslara dönük limancılık hizmeti de 1981 yılında başlamıştır. Toros ülkemizin ilk kuşak özel sektör limanlarından birisi olma hüviyetine de sahip olduğundan, o günden bu zamana çok sayıda denizci de yetiştirmiştir. Bir anlamda Tekfen Holding, ilk kuşak limanların kuruluşunu ve 2000’li yıllara kadar profesyonel olarak kurumsallaşmasını da sağlamıştır. Şimdi ağırlığı ikinci kuşak olan yetişmiş yönetici personellerle limancılık ve denizcilik hizmetlerimiz Türkiye’nin ihtiyaçlarına paralel olarak büyümeye devam ettirmektedir. Bu yönüyle bakıldığında Toros limancılık ve denizcilik sektörü açısından bir eğitim kurumu işlevi de taşımaktadır.

Samsun limanımız 2005 yılında özelleştirilen kamuya ait Samsun Azot Sanayi’nin Toros Tarım tarafından satın alınmasından sonra işletmeye alınmıştır. Ceyhan limanımız ise 40 yıla yakın geçmişi ve elleçlediği 7,5-8 milyon ton yük hacmiyle Türkiye’nin ilk beş büyük dökme yük ve genel kargo limanlarından birisi halinde gelmiştir.

Denizcilik işimizin içinde gemi acenteliği, kılavuzluk ve römorkör hizmeti de bulunmaktadır ki bu faaliyetler limancılığı tamamlayan, bütünleşik olarak hizmetin müşterinin beklentilerine ve denizcilik ekonomisin gereklerine uygun şekilde hızlı, kaliteli ve ekonomik çerçevede verilmesini sağlayan çok değerli işlerimizdir. Bu hizmetlerin içinde bana göre de en önemlisi kılavuzluk ve römorkör hizmetleridir.

Kılavuzluk ve römorkör işinde ne yapıyorsunuz?

Türkiye’de 1990’lı yılların başına kadar genel olarak o dönemdeki kamu limanları olan TCDD ve TDİ limanları yanında bazı kamu kurumları (Botaş, Tüpraş vs) tarafından gerçekleştirilen kılavuzluk ve römorkör hizmetleri ilk kez 90’lı yılların hemen başında sonra iş hacmi ve sektördeki ağırlığı artan özel sektör şirketlerine de verilmeye başlanmıştır. Toros Tarım olarak faaliyette bulunduğumuz Botaş (Ceyhan) liman başkanlığı sınırları içinde geçerli olan kılavuzluk ve römorkör hizmetleri iznimizi 20 yıl süreli olarak 1996 yılında almıştık. Bu yönüyle izni ilk alan özel sektör kuruluşlarından birisi olduğunu söyleyebilirim.

90’lı yılların başında alınan ilk izinlerin süreleri alış tarihlerine göre son 2-3 yıl içinde dolmuştur. Tüm diğer izin sahibi firmalara benzer şekilde 2016 yılı sonunda süresi biten iznimiz de bakanlık tarafından yeni bir yönetmelik yapılması planlandığı için şimdilik geçici olarak uzatılmıştır. Kılavuzluk ve römorkör izni sahibi diğer kuruluşlar gibi bizde bu yönetmeliğin çıkmasını bekliyoruz. Bu yönetmelik ile birlikte bu izinlerin yeniden yatırım yapılabilir bir süre için yenileceği beklenmektedir.

Bizi diğer kılavuzluk ve römorkör hizmetleri izni sahibi firmalardan ayıran en temel konu Botaş (Ceyhan) limanı gibi başta ham petrol, akaryakıt ürünleri ve LPG terminallerinin kümelendiği, Türkiye’nin adeta bir “Enerji Koridoru” olarak uluslararası piyasaya açıldığı, çok özel ihtisas gerektiren ve adeta “Tehlikeli Yük” açısından en dikkat çekici olan bir liman başkanlığı sınırları içinde çalışmamızdır. Özellikle 2006 yılında hizmete giren Bakü Tiflis Ceyhan (BTC) Boru Hattı Terminali ile birlikte Botaş liman başkanlığı, liman başkanlıkları sınıflamasında Türkiye’nin elleçlenen yük hacmi açısından en büyük ve en önemli limanı haline gelmiştir. Yine ilk boru hattının 1977’de, ikinci hattın ise 1987 yılında hizmete girdiği “Botaş Kerkük- Yumurtalık Boru Hattı Terminali” ile yerli ham petrollerimizi Batman ve çevresinden Akdeniz’e taşıyan “Botaş Dörtyol Terminali” de çalıştığımız Botaş (Ceyhan) liman sınırlarımız dâhilindedir. Elleçlenen rakamlara baktığımızda; Türkiye’de 213 milyon ton toplam yükün elleçlendiği 2005 yılında yaklaşık 13,5 milyon ton ile sadece %6,3 payı olan Botaş (Ceyhan) limanının devreye giren BTC ile birlikte giderek büyüdüğü, Türkiye’de 291,5 milyon tonun elleçlendiği 2007 yılındaki payının ise 46 milyon ton ile %15,8’e çıktığı görülmüştür. Devamında da boru hattı terminallerine ilave olarak bölgede inşa edilen dökme ve genel kargo limanları, LPG ve petrol ürünleri terminalleriyle birlikte 2015 yılında 416 milyon ton toplam yükün elleçlendiği Türkiye’de 78 milyon ton ile Botaş (Ceyhan) limanının payı %19’a çıkmıştır. 2016 yılında Türkiye’de toplam elleçlenen yükün yaklaşık 430 milyon tona çıkacağı, Botaş (Ceyhan) limanının ise yaklaşık 80 milyon ton ile %19 olan payını koruyacağı beklenmektedir. Türkiye’de Botaş liman başkanlığını %15 payla Kocaeli-İzmit, %12 ile Aliağa ve %9 ile İskenderun limanları takip etmektedir.

 

 

Böylelikle 2005-2016 yılları arasında toplamda 4,3 milyar ton yük elleçlenen Türkiye’de yaklaşık 692 milyon ton yük elleçleyen Botaş (Ceyhan) limanının payının ortalamada %16 olduğu görülmektedir ki gelecek 10-20 yılda bu pay Ceyhan’ın bir “Enerji Üretim, Depolama ve Aktarma Bölgesi” olarak büyümesiyle birlikte yeni inşa edilecek boru hatları ve depolama terminalleriyle birlikte giderek artacaktır. Ham petrol boru hattına bağlı olan depolama terminallerine kılavuzluk ve römorkör izni Botaş tarafından verilirken, Dörtyol bölgesinde olan Milangaz, Aygaz, Petgaz, İpragaz ve Delta-Rubis terminalleriyle Ceyhan’da Torosport Ceyhan ve Sanko limanına, yine bölgede bulunan Sugözü-İsken santraline ve Akdeniz tersanesine tarafımızdan hizmet verilmektedir.

Hizmet verdiğimiz BOTAŞ (Ceyhan) liman başkanlığının Türkiye’de tehlikeli yüklerin, başta ham petrol ve akaryakıt yükleri olmak üzere sıvı kimyasalların da elleçlendiği, konusunda adeta bir “İhtisas Limanı” olması nedeniyle burada verdiğimiz hizmetin de bu gelişmelere paralel olarak son 20 yıl içerisinde bu duruma uygun olarak kalite ve ekipman açısından geliştiğini söyleyebiliriz. 20 yıllık süre içinde denizde can ve mal emniyetine aykırı hiçbir olay meydana gelmediği gibi hizmet verdiğimiz tüm kıyı tesislerinin de memnuniyetleri korunmuş ve periyodik olarak takip edilmiştir. Kıyı tesislerine gelen gemilerin büyüyen gross tonları yanında bazı kıyı tesislerimizin artan iskele kapasitelerine (Delta Rubis terminali gibi yeni inşa edilen iskeleye gelen Aframax ve Suezmax tankerlere de hizmet vermek üzere) paralel olarak mevzuatta yapılan değişikliklere uygun şekilde yenilenen römorkörlerimizle birlikte çekme gücümüz yürürlükte olan mevzuatın öngördüğünün de üstüne çıkarılmıştır. Mevcut durumda 2 X 60 TBP ve 1 X 45 TBP olmak  üzere 3 adet römorkörümüz yanında ilave olarak bir yedek römorkörümüz de bulunmaktadır. Kılavuzluk hizmetine baktığımızda ise 7 olan mevcut kılavuz kaptanımızın 4'ü kıdemli, 3'ü ise kıdemsiz kılavuz kaptan iken Ocak ayı itibarıyla kıdemli kaptan sayımız 5'e çıkacaktır. Mevcut durumda 7 olan kılavuz kaptan sayısı hizmet vermeye devam edecektir. Kılavuz kaptanlarımız liman başkanlığımızın petrol ve tehlikeli yüklerdeki ihtisasına göre yetişmiş olup son derece yetkin ve deneyimlidirler.

Peki sizce kılavuzluk ve römorkör hizmetleri işinde yeni yönetmelik ne getirecektir?

Toros limancılık sektöründeki deneyimi ve birikimi ile sektör derneğimiz olan Türklim'in hem kurucularından, hem de en aktif üyelerinden birisidir. Türklim bugün artık nerede ise Türkiye’deki limanların ve yük hacminin %90’ını temsil etmektedir. Özelleştirilen kamu limanlarından sonra tek kalan TCDD İzmir limanının da özelleştirilmesiyle özel sektörün limancılıkta Türkiye’de bugün %85 olan payının %100’e çıkacağını bekleyebiliriz. Bu nedenle sektördeki temsil gücü açısından Türklim’in limancılığı da yakinen ilgilendiren kılavuzluk ve römorkör hizmetleriyle ilgili yapılacak düzenlemelerde çok olumlu ve yerinde katkıları olacaktır. Bu konuda izin sahibi kuruluşlar olarak bakanlığımızla yakın bir koordinasyon içindeyiz. Ayrıca sektör derneğimiz de olan Türklim’in bu konuda oluşturduğu komite vasıtasıyla bakanlıkla koordineli çalışmaları devam etmektedir.

Geçmişte açılan davalar ve ortaya çıkan sıkıntılar nedeniyle bu konuda mülga olmuş olan yönetmeliğin yerine yeni bir yönetmelik yapma çalışmalarının devam ettiği sektörün bilgisi dâhilindedir. Zaten bu nedenle de izinleri Toros gibi biten şirketlere yeni bir düzenleme veya yönetmelik yapılana kadar geçici izinler verilmektedir. Beklentimiz ilgili taslak yönetmeliğin başta Türklim olmak üzere sektörün görüşlerine ve değerlendirmesine sunulmasıyla birlikte başta kamu ve sektörün yaratına olacak şekilde uluslar arası standartlara ve uygulamalara eşdeğer bir yönetmelik ile bu mevzuat ve izin sorunlarının da artık kalıcı olarak yoluna girmesidir.

Kılavuzluk ve römorkör hizmetleri konusunda farklı yaklaşımlar ve değerlendirmeler olsa da bu konunun limancılığın dışında ayrı bir sektörel alan olarak değerlendirilmesinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artık bir geçerliliği kalmamıştır. Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin dünyanın her yerinde limancılık hizmetleri kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle limancılık hizmetinin bir parçası olan kılavuzluk ve römorkör hizmetinin verilmesinde bize göre de şöyle bir yöntem uygulanmalıdır; “Hâlihazırda hizmet veren Kılavuzluk ve Römorkör Şirketinin hizmet süresi sona erdiğinde veya yeni teşkilat kurulması gerektiğinde, hizmet verecek yeni teşkilatın belirlenmesinde İdarenin koyduğu teknik kurallar çerçevesinde ilk olarak hizmetin verileceği limana / limanlara teklif götürülmelidir. Kendilerine teklif götürülen liman/limanlar bu hizmeti vermek istemedikleri takdirde muvaffakatname vermek suretiyle başka bir kurum veya kuruluş tarafından yine idarenin denetiminde bu hizmeti almaları gerekmektedir.

Kılavuzluk ve römorkör teşkilat izni birlikte verilmelidir ve liman işletmesi kuruluşa öncelik sağlanmak şartıyla verilmelidir. Zira kılavuzluk ve römorkör hizmeti liman işletmesinin önemli ve birbirlerini tamamlayan öğeleridir. Bunlar limanın rekabet etme şansını yükselten hizmetlerdir. Limancılık hizmeti bir bütünse, bu hizmette bu bütünün bir parçasıdır.

 

Röportajı Vira Haber’de görüntülemek için tıklayınız